Allah’ın kitabı aramızda haykırıyor, yalan söylemez. Demokrasi meydanlarına çelenk bırakanla,  Cihad meydanlarına bomba bırakan asla bir olmaz.

Türkistan-İslam-Partisi

 

Demokrat müşrikler bayrak sallama yarışındayken, mücahitler Allah’ın şeriatini yer yüzüne hakim kılmak için savaşıyor.

 

Sizler Demokrasi meydanlarında bayrak sallayıp, bağırırken. Doğu Türkistan’lı Uygur Mücahitler göğüslerindeki canı, bedenlerindeki Kanı son damlasına kadar Allah’a sunuyorlar.

 

Sizler İslam Şeriatine aykırı kanunlar çıkartıp, genelev işletenlerden, bayrak sallamak için izin alırken. Uygurlu Mücahitler Çin’de, Suriye’de ve Afganistan’da İslam şeriatine muhalif olanlardan hesap soruyor.

 

Sizler komünist Çin devletine zerre miskal zarar veremeyecek, ‘’ZORLADA OLSA’’  siyah çelenk bırakırken. Uygurlu mücahitler, Çin kafirlerine operasyon düzenleyip onlarcasını Cehenneme gönderiyor.

 

Siz Çin’i protesto ederken, Bizler Allah’ın dini islamı hakim kılmak için, Kafir Rusya, Çin, Esad ve bu kafirlerle işbirliği içinde olanlarla bombaların altında, dilimizde tevhitlerle savaşıyoruz.

 

ARAMIZDA ALLAHIN KİTABI VAR

Sizin orda kokunuz misk kokusu mücahitlerin burda ki kokusu, Allah yolundaki ter, savaş meydanında ki toz toprak…

İşte Allah’ın kitabi aramızda, Allah yalan söylemez Kur’an yalan söylemez.

Siz müşriklerin kanunlarından razısınız, Allah’ın kanunlarını bırakıp, kulun kanunlarını istiyorsunuz. Bizler beşeri kanunlardan razı değiliz.

Ey meydanlarda bayrak sallayıp, bağırmaktan başka bir şey yapamayan kişi, Bu yaptığın nafile ibadet bile değildir.

Harameyn de, Savaş meydanlarındaki Uygurları görseydin, tağutu inkar etmeden, söylediğin tevhid’in dilindeki bir yalandan ibaret olduğunu anlayacaktın.

Senin seccade de iki damla göz yaşı ile yanakların ıslanırken, Mücahit Uygur Türk’ü kardeşlerimin, göğüsleri kan damlaları ile boyanıyor.

Ey, ayaklarını boş meydanlarda yoran kişi, o meydandan sana bir taş dahi gelmeyeceğini bildiğinden oradasın.

Mücahit Uygur Türkleri tankların, topların, tüfeklerin olduğu Cihad meydanlarında yoruyor ayaklarını. Bizleri bekleyen Ölüm, sizleri bekleyen sıcacık yataklarınızdır.

Sizin kokunuz Misk-i Anber olsun. Temiz toprağın kokusu, Allah yolundaki ter, biz mücahitlerin olsun.

Osmanlı 600 yıl boş meydanlarda, boş konuşarak hüküm sürmedi.

Bize doğru bir haber geldi Efendimiz’den,  Asla yalan söylemeyen, o sâdık Peygamberimiz’den

Cihad yolunda koklanan tozlar, Allah’ın yolundaki süvarinin burnunda;

Bir olmayacaktır, alevli Cehennem ateşinin dumanıyla

Allah’ın kitabı aramızda haykırıyor, yalan söylemez.

Allah yolunda şehid olanlar asla ölmez.”

 

ŞEYH ABDULLAH EL MUHEYSİNİ : Türkistan İslam Cemaati mücahitlerinin geceleri bitmek bilmeyen ibadetleriyle karşılaştım ve gündüzleri son bulmayan oruçlarına rastladım.

Cisr-uş Şuğur’a yapılacak saldırı anlarını beklerken ateş yakarak ribatlarına devam ediyorlardı. Bu kardeşlerimi ziyaret ettiğim günlerden birinde onların mütevazi emiri beni karşıladı. Neredeyse diğer Türkistan ordusu mücahitlerinden ayırt edilmeyecek bir görünümü vardı. Bu güzel kardeşlerimden biri benimle karşılaştığı zaman bana şöyle dedi: ‘Ey Şeyh! Ey Şeyh! Bıktık usandık artık! Ne zaman tağutlara saldırıya geçeceğiz? -Bunu söylerken Cisr-uş Şuğur’daki Nusayri çetelerine saldırmayı kastediyordu.- Allah’ın topraklarını bunların elinden ne zaman kurtaracağız?’ Ona sabretmesini tavsiye ettim ve ‘yakında olması mümkündür (İsra:51)’ dedim.

 

İşte bu şekilde ribat tutanlar ribatlarını sürdürüyorlardı ve birçok kimselerin şahitliğiyle onların ribatları diğer normal bir şekilde tutulan ribatlardan daha ayrıcalıklıydı. Diğer direnişçilerin tuttuğu ribatların aksine onların ribatları, Allah yolunda mücadele veren mücahidlerin az metanet gösterebildiği zorlu siper çukurlarında geçiyordu. Sonra artık beklenilen saat ve mücahitler tarafından özgürlüğüne kavuşturmak için Cisr-uş Şuğur’a saldırı gerçekleştirme anı gelmişti.

Bu haberi işiten Türkistanlı direnişçiler aylarca bekledikleri bu haber karşısında sevinçten uçmaya başladılar. Bu haber karşısında ibadetlerinde, namazlarında ve oruçlarında neredeyse yarışa tutuşmuştular. Onların bulunduğu yerlerden birine ders vermek için gittim ve beni Türkistan direnişçilerinden büyük bir kesim karşıladı. Onlarla derse başlamadan önce tercüman aracılığıyla onlardan telefonlarını çıkarmalarını ve dersi kaydetmelerini istedim. Böylelikle aramızda bulunmayan diğer Türkistanlı direnişçilere bu dersi ulaştırabilme imkânımız olacaktı. Ancak aldığım cevap beni bir hayli şaşırttı. Bu arkadaşların dersi kaydedecek bir telefonu bile yoktu.

Evet, böyle zor şartlar altında yaşamlarını sürdürüyorlardı. Yemek konusunda da benzer bir tabloyla karşılaşılıyordu. Nitekim onların yiyeceklerine bakıldığı zaman diğer mücahitlerin yiyeceklerinden tamamıyla farklı olduğu görülebilirdi. Onların hali de diğer mücahitlerin halinden züht ve vera olarak gerçekten çok farklıydı. Onların hal ve davranışları züht ve vera ile dolup taşmıştı. İçlerinden birçoğu çok konuşmaktan hoşlanmazdı. Aksine bu vakitlerini Allah’a yalvarmaya ve onun zikirleriyle meşgul olmaya tahsis ederlerdi. Bu kardeşlerimizle her kim oturursa onların yüzlerinde doğruluğun ve imanın parıltılarını çok kolay bir şekilde okuyabilirdi.

 

( KAYNAK : http://www.doguturkistanbulteni.com/2015/08/10/seyh-abdullah-el-muheysini-turkistan-islam-cemaatinin-kahraman-mucahitleri-hakkindaki-sahitligim/ )

 

Ferganali YAKUP

 

BU HABERLER DE VAR!

Doğu Türkistan’da yeni yasaklar devrede

Çin İşgal yönetimi Doğu Türkistan’da 1 Nisan itibariyle Doğu Türkistan’da (Xinjiang’da) Dini Aşırılığa Savaş VeYok …

Kominist Çin resmen İslâm’a savaş açtı

Zalim Çin rejimi, Uygur Müslümanlarının İslâm inancını hedef alan bir dizi zulüm zincirini uygulamaya başladı …

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com