Salı, 23 Mayıs 2017

Nusret Cephesi Liderlerinden Şeyh Ebu Firas Es – Suri ile Röportaj

Nusret Cephesi Ebu Firas Es Suri

Suriyeli Muhalif savaşçılar tarafından çıkarılan El Risale, ikinci sayısıyla okurlarının karşısına çıktı. İlk sayısı oldukça başarılı olan dergi, ikinci sayısında da iddialı.

‘Zafer Hazırlığı Sever’ başlıklı dergide Nusret Cephesi Liderlerinden Ebu Firas Es Suri ile gerçekleştirilen özel röportajın yanı sıra Abdullah Muheysini’ye ait ‘Fetih Ordusunun Gelişimi’ adlı makaleye yer verilmiş.
Dergide ayrıca, Ebu Katade’nin ‘İman Pazarı’, ‘Usame’den Çağrı’, ‘Allah’tan Başkasından Zafer Gelmez’, ‘Türkistan Dağları’, ‘Hüküm Ancak Allahındır’, ‘Şifreleme’, ‘Bitmeyen Mükafat’ ‘O Halde Silahınızı Kaldırın’, ‘Şehitin Kanı ve Alimin Mürekkebi’ ve ‘Cephe’den Bakış’ gibi makaleler bulunuyor.
Dergiyi hazırlayıp yayına sunan ekip, Suriye’de herhangi bir grup adına çalışmadıklarını belirtse de çalışmanın Suriyeli direnişçilerin en çok ilgi gösterdiği Nusret Cephesi’ne olan yakınlığı dikkat çekiyor.
İlk sayısında IŞİD aleyhine ‘ikna edici’ makalelere yer veren dergi ikinci sayısında bu çizgisiyle arasına mesafe koymuş gibi görünüyor.
Derginin giriş bölümünde yer alan Editör Notunda ‘mübarek Şam Beldesindeki cihadın daha iyi anlaşılabilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz’ deniliyor.
Editör Notunda ayrıca ‘Batı propagandaları nedeniyle İslam Ümmetinin büyük kısmının cihat gruplarından ve cihattan uzaklaştığı’ vurgulanıyor.
“Bu yüzden dünyaya biz Mücahitlerin yanlış anlaşıldığını göstermek istiyoruz.”
El Risale Dergisi Ebu Firas Suri ile bir röportaj gerçekleştirdi. Röportaja Ebu Firas’ın kısa hayat kronolojisiyle başlayan dergi Onun 1950 yılında Şam’ın 45 kilometre kuzeybatısında yer alan Medhaye Köyünde dünyaya geldiğini yazıyor.
Dergiye göre 1968 yılında 18 yaşındayken ilk öğrenimini tamamlayan Ebu Firas Suri, aynı yıl askeri akademiye başladı.
Askeri Akademiden 1970 yılında teğmen rütbesiyle mezun olan Ebu Firas Suri, 1973 yılında Suriye Ordusu saflarında İsrail’e karşı savaşta yer aldı.
1976 itibarıyla ‘Savaşın Öncüleri’ Grubuyla beraber ‘mürted Suriye Rejimine’ karşı ayaklanmada yer aldığı belirtilen Ebu Firas Suri, bu dönemde cihat yanlılarını eğiterek onlara silah desteği sağladı.
1979’da Suriye Ordusundan binbaşı rütbesiyle ayrılan Suri, 1980’de Suriye’den ayrılarak Ürdün’e gitti.
1981’de Afganistan’a giden Ebu Firas Es Suri, Sovyetler Birliğine karşı yürütülen savaşa katıldı. Suri, burada Afganistan’a gelen Arap ve Burma, Hindistan, İran, Pakistan, Filipinler, Endonezya ve diğer ülkelerden gelen Acem cihat yanlılarını eğitti.
Nusret Cephesi Liderlerinden Ebu Firas Suri’nin en önemli ayırt edici özelliği ise Onun Afganistan’da El Kaide Merkezi ile geçirdiği yıllar.
Pakistan’da dini eğitim alan Ebu Firas, El Kaide ile bağlantılı Cemaati İslamiye ile birlikte hareket etti. Bir yandan Afganistan savaşına katılan Ebu Firas Suri, diğer yandan da Pakistan’da eğitim gördü.
Ebu Firas’ın Şeriat eğitiminde master ve doktora dereceleri bulunuyor. 2012 yılında Suriye’ye dönen Ebu Firas Suri, şu anda Nusret Cephesi’nin Meclisi Şura üyesi olarak Suriye savaşında yer alıyor.
El Risale Dergisinin ‘Cihat yoluna neden giriştiniz’ sorusunu cevaplayan Ebu Firas Suri ‘Şeriatı değiştirmek, Din’e karşı çıkmak ve ondan uzaklaşmak nedeniyle doğan etkilerden ıstırap çeken Ümmetin halini değiştirmek için’ şeklinde cevap verdi.
‘Osmanlı Hilafetinin düşmesinin ardından Ümmet yeryüzünde Allah’ın hükmüne dönmek için arayışlara girdi’ diyen Ebu Firas Suri, ‘çok sayıda gurup, Hilafeti İslam beldelerinde yeniden ayaklandırma amacı taşıyordu’ şeklinde konuştu.
Ebu Firas’a göre Ümmetin Hilafeti yeniden ayaklandırma gayesi iki şekle büründü. Bu yöntemlerden ilki cihat iken diğeri oy kullanarak gidilen demokrasi yolu oldu.
Ebu Firas Suri, demokrasinin kendi savunucularının elinde hezimete uğradığını belirterek ‘Müslümanlara ne zaman yönetimde daha fazla nüfuz sahibi olsa darbe oldu’ dedi.
Ebu Musab, bu görüşlerine Cezayir ve Mısır’da yaşananları örnek gösterdi.
“Böylece gördük ki demokrasi yolu pratikte bir hata ve İslami açıdan da caiz değil. Demokrasi, insanların hükmetmesidir, bizim dinimizde ise insanların hükmetmesine yer yok. İnsanlar Allah’ın mirlerini yerine getirmekle yükümlü ve hüküm verecek olan insanoğlu değildir.”
El Risale Dergisinin ‘İsrail’e karşı Suriye Ordusunda savaşmakla Allah yolunda cihat etmek arasındaki fark nedir’ sorusuna Nusret Cephesi Lideri, ‘tabi ki Suriye Ordusu saflarında savaşmak bir cihat değil. 1960lar ve 70’lerde Arap-İsrail savaşları döneminde eğer İsrail’e karşı sürdürülüyorsa Suriye Ordusu saflarında savaşmak İslami açıdan meşru kabul edilebilir. Fakat eğer İsrail’den başkasına karşı savaşılıyorsa bu cihat olarak kabul edilemez’ ifadeleriyle karşılık verdi.
Savaş döneminde bölüklerinin komutanı olan Tuğgeneral’in kendisine ‘ne için savaşıyorsun’ şeklinde soru sorduğunu aktaran Ebu Firas Suri ‘şu tepeyi fethetmek ya da şu bölgeyi almak için değil Müslümanların beldesini kafirlerden temizlemek için savaştığını, Müslümanın kanının kendisi için savaşılan topraktan çok daha değerli olduğunu’ söylediğini belirterek ‘biz sadece üzerinde Allahın hükümlerinin uygulandığı toprak için savaşırız’ dedi.
El Risale Dergisi daha sonra ‘ilimle iştigal ettiğinizi biliyoruz, neden siz de bazı alimler gibi buna devam ederek fetva vermek yerine cihatta bulunuyorsunuz’ sorusunu yönelttiği Ebu Firas Suri’nin şu cevabını aktarıyor: “Eski ve muasır alimler bu konuda çalışmalar yürütmüş ve şunu söylemiştir: İlim, ameli gerektirir.”
Ebu Firas şöyle devam etti: “Siz hiç sırf bir şey öğrenmek için bilgi edinen biri gördünüz mü? Örneğin bir adam marangoz olmak için çalışırsa ve bunu öğrenme safhalarını geçerse bütün bunların ardından sadece evinde oturmakla yetinir mi? Abdullah İbni Mübarek bugün Türkiye’de yer alan Tarsus’ta Ribattayken Fudayl İbni İyad’a bir mektup gönderdi ve yazdı:
Ya Abidel Harameyn! Ey Harameyn’de İbadet Eden Kul!
Eğer sen bizim halimizi görmüş olsaydın,
Muhakkak ki ibadetle oyun oynadığını anlardın.
Yanağına döktüğün her gözyaşı tanesi yerine biz
Göğsümüze kanlarımızı akıtırız.
Kimin atı takip etmekte yorulmuş gibi yaparsa yapsın
Bizim atlarımız sabah baskınlarına atılıyor
Güzel kokulu parfümler sizde kalsın
Bizim parfümümüz toz olsun ki bu daha güzel oluyor
İşte Peygamberimizin sözleri bize ulaştı
Bu sözler sahih ve doğru sözlerdir, yalanlanamaz
Allah yolundaki atların çıkardığı toz kimin burnundan girerse
Bu toz, Cehennem ateşiyle bir arada bulunmaz
İşte aramızda hüküm verecek olan Allah’ın Kitabı,
Şehitler ölü değildir ve bu yalanlanamaz
“O halde ilim kendisiyle amel etmek için öğrenilir.”
Ebu Firas ‘ın ‘hayatınızın yönünü değiştirmenize neden olan bir olay oldu mu hiç’ sorusunu cevabı ise ‘Allaha hamd olsun ki gençliğimden bu yana anlayışım hep bu Ümmetin cihattan başka bir yolla değişmediği ve değişmeyeceği olmuştur’ şeklinde oldu.
El Risale tekrar ‘yıllara dayanan tecrübelerinizden bugünün ve yarının Muvvahhidlerine fayda sağlayacağını düşündüğünüz tavsiyeniz ne olur’ şeklinde sordu ve Ebu Firas ‘ tecrübelerimden aktaracağım bir yada iki nokta olur. Gençler yeni bir cihat grubu kurduğu zaman bütün dünyanın karşılarında yer alacağını bilmeli ve sizinle çok farklı yollarla savaşacaklarını bilmelisiniz. Size savaşarak karşılık verirler, alimlerin nasihatleriyle size yaklaşırlaryada durumunuzdan ötürü üzgünmüş gibi yaparlar. O halde bu yolu terk etmemek konusunda dikkatli ve uyanık olun’ ifadeleriyle cevapladı.
İkinci noktaya değinen Nusret Cephesi Lideri ‘bu ikinci nokta ilkinden daha önemlidir. Cihat bir ibadet biçimidir. Ve ibadetleri bizim için ancak Allah ve Resulünün belirlediğine inanırız. Cihat bir uvar örmek gibi değil ki istersek burada örelim istersek başka yerde. Bu bir ibadettir ve ibadet zamandan zamana göre değişmez’ dedi.
Cihat yanlılarının kendilerine herhangi bir karşılık beklemeden yardım etmeyi teklif edenlerin tekliflerini kabul ederek ‘sapmaya’ başladığını belirten Ebu Firas Es Suri ‘Peygamberimiz biz müşriklerden yardım almayız buyuruyor’ dedi.
Ebu Firas: “Biz Müşriklere karşı da Müşriklerden yardım almayız (Ahmed)”
‘Bize alimler hakkında nasihat verir misiniz’ diyen El Risale’ye Ebu Firas ‘ size bir kaide vereceğim ki bu bana değil İbni Teymiyye’ye ait. Buna Taifetul Mumteniye kaidesi denir. Bu bir, grup, devlet yada bir oluşum olabilir ve bunun bir lideri vardır, kural şu o iyiyse onlar da iyi olur; o kötüyse onlar da kötü olur. Hangi alim tağutlar tarafından istihdam ediliyorsa O da o tağuti sistemin bir parçasıdır. Bunu söyleyince bana soruyorlar İbni Baz Suudi tağutunun bir parçası mıydı diye. Evet, İbni Useymin de. Onların hepsi Suud Kralı tarafından istihdam ediliyor. Suudi Arabistan’da kurulan Amerikan üslerini görmüyor musun diye sorulan İbn Useymin, bunun hakkında neden fetva yayınlamıyorsun denilince ben sadece Kral benden isteyince fetva yayınlarım, eğer Kral istiyorsa yayınlayayım demişti’ şeklinde cevap verdi.
El Risale: “Bu tip alimlerden ilim tahsil etmek caiz mi?”
Ebu Firas: “Onlardan siyasi olmayan konularda ilim alabiliriz. Eğer namaz, abdest konularıysa evet onlardan alabiliriz. Şeyh Useymin’in Suud Kralının isteği üzerine verdiği Hac fetvası gibileri almak İslami açıdan doğru değildir. O şuna hükmetmişti: Hac vizesinden başka bir vizeyle Suudi Arabistan’a giren birisi bekler ve Hac yaparsa onun Haccı batıl olur. Çünkü o Veli El Emr olan Kraldan izin almamıştır!
El Risale: Siz ilminizi kimden aldınız?
Ebu Firas: “Ben kendi okumalarımın yanında Nasiruddin El Elbani’den fıkıh ve bazı ünlü olmayan alimlerden ders aldım. Ünlü olmak Televizyon aracılığıyla oluyor. Şeyh Suheyb El Ukla’yı tanıyanınız var mı? O, İbni Baz’ın hocasıydı ama Suud Rejimini desteklemediği için ünlü olmadı! Diğer bazı alimler var ki adlarını vererek emniyetlerine zarar vermek istemiyorum.
El Risale: Bize Şeyh Usame Bin Ladin’den bahsedebilir misiniz?
Ebu Firas: 81 yılında ondan önce oradaydım ve onu ilk olarak 83 yılında gördüm. Cihat için gelen diğer normal Suudi gençler gibiydi.
Ebu Firas devam ederek ‘Bin Ladin’in Afganistan’a ilk geldiği dönemle Aslan Sığınağını kurduğu dönem arasında çok fark olduğunu ve cihatta çok şey öğrendiğini’ ifade etti.
Ebu Firas Usame Bin Ladin’in ‘ilim talebelerine’ yardım eden bir genç olduğunu belirtti.
El Risale: Peki ya Abdullah Azzam?
Ebu Firas Suri: “Şeyh Abdullah Azzam 1983 yılında Pakistan’a geldi. Ürdün’de bir Üniversitede hatipti. Oradan ayrıldıktan sonra Suudi Arabistan’da Davet ve İrşat Departmanında görev aldı. Fikirlerinin cihat etrafında döndüğünü gördüklerinde bundan hoşlanmadılar ve kendisini İslamabad Üniversitesine yolladılar. Üniversitede haftada üç gün ders veriyor kalan günlerini Afgan cihadıyla yakınlaştığı Peşaver’de geçiriyordu. O şeyh Usame’den farklıydı. Geldiğinde geniş bir İslami ilme sahipti; bir şeyhti. Cihada karşı inanılmaz bir sevgisi vardı, ‘kanında geziyordu’ diyebilirsiniz. Yaz tatillerinde Ürdün’e, Suudi Arabistan’a ve başka yerlere gider insanları cihada davet eden konuşmalar yapardı. O mücahitlerin arasında bir şeyh olarak sıyrılmıştı.”
El Risale: Şeyh Molla Muhammed Ömer?
Ebu Firas: “Bir insanla karşılaştığınızda genellikle onun memleketinin karakteristik özelliklerini taşıdığını söyleyebilirsiniz. Şeyh Molla Ömer, iş yapmayı seven ve fazla konuşmayan bir adamdı. İslami bir meselenin doğruluğuna kanaat getirdiğinde dağlar bile onu alıkoyamazdı. Örneğin Budha heykellerini yıkmak istediğinde dünyanın her yerinden delegeler hatta Yusuf El Kardavi bile kendisine geldi. Sanırım bin kadar alim ona geldi ama O, fikrinden kıl kadar caymadı. Duruşunda çok kuvvetli biriydi.
Suudi Gizli Servisi Türki Faysal Şeyh Usame’yi ondan istedi. Şeyh Molla Ömer ise O’na dedi ki ‘İslam’dan önce bize misafir gelince tüm kabilemiz yok olacak olsa bile biz onu asla teslim etmezdik. Şimdi İslam’dayken nasıl olacak? O bir Müslüman ve Mücahit olarak aramızdayken ve cihat ahdi bulunuyorken onu nasıl teslim ederiz? Dedi. “
El Risale: Şeyh Eymen El Zevahiri?
Ebu Firas Suri: “Şeyh Eymen yumuşak huyluluğu, sabrı ve soğuk kanlılığıyla öne çıkıyor. O, sinirlenmez, yılmaz. Ona ne haber ulaşırsa o soğuk kanlılıkla tepki verir. Ve kendisine yakın olup kendisini tanıyanlar tarafından çok sevilir.
Liderlik fıkhına göre lider iki vasfa sahip olmalı: Lider sevilmeli ve saygı görmelidir. Bu iki karekteri bir kişide bulmak zordur, çünkü sevilmek için kişi yumuşak olmalı fakat aynı zamanda saygı duymak için de sert olmalı. Ben bunların Şeyh Eymen’de bulunduğuna inanıyorum”
El Risale’nin ‘Afgan cihadında gözünüze çarpan bir hata olmuş muydu yada şu an Suriye gelişen yahut var olan bir hata’ sorusunu cevaplayan Ebu Firas Suri ‘Suriye’de cihat 1981 yılında bitme noktasına gelmiş ve 82’de de bitmişti. Fakat 81’de elimizde bu cihadın meyve vermeyeceğini gösteren net bir fotoğraf vardı ve cihadın Afganistan’da olduğu yönünde haberler yayılıyordu. Afganistan bir İslam ülkesiydi ve Sovyetler orayı almaya gelmişti. Bu yüzden cihat vacip olmuştu. Oraya gittiğimizde bunun bir cihat olduğunu fakat bazı hatalar bulunduğunu görmüştük. Allaha hamd olsun ki orası dünyanın her yeri için çok sayıda Mücahit türetti.Şu anda da cihatta birçok hatalar var. Örneğin genel bir oluşum eksikliğinden kaynaklı bir kaos var. grupların kurulması sadece askeri kuvvete adyalı gerçekleştiriliyor ve bunların bir devlet kurma yönünde fikirleri yok. Afganlar da Sovyet savaşının sonuna kadar böyleydiler. Bir İslam Devleti oluşturma konusunu düşünmüyorlardı. Doğru kişileri doğru pozisyonlara yerleştirecek İçişleri Bakanlığı yoktu’ dedi.

Kaynak : infocenter.media

BU HABERLER DE VAR!

Çin, Müslüman 40 Uygur’u islam dini eğitimi vermek ve almak suçundan tutukladı.

Pekin’ın işgalı altındaki Doğu Türkistan’a atadığı Çin şövenisti Hitayist ÇKP genel Sekreteri Çin Çüenggu ülkede …

Çin hükümeti Doğu Turkistan’da bir caminin duvarlarına zorla Komünist Parti liderlerinin resmini astırdı.

Çin İşgal altında tuttuğu Doğu Türkistanlı ailelere her geçen gün baskıları dahada çoğaltıyor. Artık İbadethanelerin …

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com