Salı, 23 Mayıs 2017

Türkistan İslam Cemaati Emiri Şeyh Hasan Mahsum’un Hayatı

türkistan islam cemaati -Türkistan İslam Partisi

 

Allahu Azze ve Celle yüce kitabında şöyle buyuruyor:

“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehid olmuştur). Bir kısmı da (şehid olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzab 23)

İslam tarihi, inançlarını, inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek nefislerinin üstünde tutmuş adamların fedakarlıkları ile doludur.

İslam liderleri, Allah’tan başka kimseden korkmayan İslam askerleriyle Allah yolunda ilerleyerek, kılıçlarını mütekebbir kafirlerin kafalarına kudretle sallayarak tarihlerini inşa etmişlerdir.

 

Ebû Ubeyde bin el-Cerrah, Halid bin Velid, Sa’d bin Ebî Vakkas, Amr bin el-As, Musa bin Nusayr, el-Ka’ka’ bin Amr, Ukbe bin Nâfi’, Tarık bin Ziyad, Kuteybe bin Müslim, Selahaddin el-Eyyûbi, Abdullah Azzam, Enver Şa’ban, Cum’a Bey Nemengani ve Hattab bunlardan bazılarıdır. Ve halen kahramanlar şehidler kervanına katılmaktadır. Hasan Mahdum da (Allah ona rahmet eylesin) şehidler kervanına katılan bu kahramanlardan biridir. Bizler, Allah’a karşı kimseyi tezkiye edemeyiz, onu hesaba çekecek olan Allah’tır; ancak Allah Azze ve Celle’den, şehadetini kabul etmesini niyaz ediyoruz.

Hasan Mahsum (Allah ona rahmet eylesin), din ilimlerinde mahir bir muallim, savaş meydanlarında deneyimli bir lider ve büyük bir imamdı.

Hasan Mahsum (rahimehullah), Allah Azze ve Celle’nin fadlı ile saldırgan Çinli kafirlerin boğazına saplanan bir diken oldu.

Hakka daveti ile Müslümanların izzet ve süruru yaşamasına vesile olmuş, kafirleri ve kalplerinde hastalık bulunan münafıkları ise öfke ve hüzne gark etmiştir.

Hasan Mahdum (Allah ona rahmet eylesin), Türkistan dışındaki Türkistan İslam Partisi’nin yeni kurucusu ve hareketin emiriydi.

Künyesi, ‘Ebu Muhammed’ (bakımını üstlendiği ve yetiştirdiği çocuğa isnat edilmektedir), gerçek ismi Hasan Mahdum ve lakabı  ‘Allah’ın askeri’ydi.

 

Doğumu ve Yetişmesi 

Ebu Muhammed, 1964 yılı Ekim ayında, Kaşgar vilayetinin Nushahr nahiyesinde, Harav köyünde dindar bir ailede dünyaya gelmiştir.

 

Ebu Muhammed, ilim talep etmeye, ilkokul döneminde (1972-1977) başlamış, ilköğretim merhalesini tamamladıktan sonra, bir civar köydeki dini medreseye girmiş, 1984’e kadar burada eğitim almıştır.

Daha sonra, büyük alim Hacı Abdulhakim Mahdum’dan ilim almayı talep etmiş, Kağlik (Qaghliq) beldesinde sayıları yaklaşık on bini bulan talebelerle birlikte kendisinden ilim öğrenmiş ve imtihanında başarılı olarak şer’i ilimlerde icazet almıştır.

Sonra, şer’i ilimleri öğretmek için, 1989 Ocak – 1990 Mayıs ayı süresince evinde bir medrese açmıştır.

Bunun hemen akabinde komünist polisler tarafından tutuklanarak 8 Mayıs 1990’da hapse atılmıştır. Ebu Muhammed, 1991 Kasım ayına kadar, Kaşgar vilayetinin ‘Akto’ bölgesindeki ‘Barın’ köyünde, kendisine yöneltilen ‘cihada hazırlık’ ve ‘Türkistan İslam Parti’sini kurma’ suçlamaları ile hapiste tutulmuştur.

Nihayet 23 Kasım 1991’de serbest bırakılmış; ancak evinde Kaşgar şehrindeki güvenlik güçlerinin gözetimi altında bir yaşam sürmeye mahkum olmuştur.

5 Temmuz 1993’te ise, Kaşgar vilayetinde, büyük alim Abdulhakim Mahdum’un vefatı münasebetiyle düzenlenen, ‘Doğu Türkistan’ın dini bilgilerinin ıslahı’ konulu toplantıya daveti sebebiyle ikinci kez tutuklanmıştır.

1995 Şubat ayında Kaşgar hapishanesinden Türkistan’ın başkenti Urumçi’deki hapishaneye nakledilmiştir.

1996 Temmuz ayında kefaletle serbest bırakılmış, daha sonra 6 Ağustos 1996’da yeniden hapse gönderilmiştir. Ve yine 1996 yılının dokuzuncu ayında serbest bırakılarak evinde gözetim altında tutulmaya başlamıştır.

Sonra, 1997 Ocak ayında, Türkistan İslam Partisi’nin bazı üyeleri ile birlikte Beytullah el Haram’a gitmeye karar vermiş ve aynı sene Hac farizasını yerine getirmiştir.

Sonrasında cihad topraklarına iltihak etmeye karar veren Ebu Muhammed, 1997 Haziran ayında Afganistan’a yönelmiştir

 

Hicret Sonrası Hayatı

Hasan Mahsum (Allah ona rahmet eylesin), cezaevinden çıktıktan sonra, inandığı ve hocalarından öğrendiği dine hizmet için çalışmayı arzuladı ve bu uğurda ailesini ve akrabalarını Çin’in baskısı ve zulmü altında bırakarak ve kalbi, onlar adına duyduğu acı ile sıkışmış bir halde Afganistan’a hicret etti. Hasan Mahdum (rahimehullah), Türkistan dışına çıktığında, dışarıda Türkistanlı muhacirlerin ahvali ile ilgilenen ve de Çinli komünistlere karşı savaş hazırlığı yapan, savunmasız Müslümanları kurtaracak bir cihadi hareket yoktu.

Afganistan’da ise, İslami Hükümet kuran Taliban hareketinin ortaya çıkmasından sonra, mücahid Müslümanlar, bu yeni doğan İslam emirliğine destek olmak için buraya geldiler.

 

Hasan Mahsum da (Allah ona rahmet eylesin), İslam’ı ve ehlini desteklemek için hicret eden o mücahidlerden biriydi. Doğu Türkistan’da İslam’ı desteklemek için Türkistan İslam Partisi’ni kurdu ve Türkistan’dan hicret eden mücahidlere dini konularda eğitim vermeye başladı. Mücahidlere, komünistlerin zulmü sebebiyle öğrenmekten mahrum bırakıldıkları akide ilimlerini ve fıkhı öğretiyordu.

Yeni hareket, şer’i ilimler ile birlikte cihad fıkhına da önem verdi. Bu medreseden birçok cihad lideri mezun oldu. Öyle ki hareket, savaş sanatları türlerinin tümünde birçok uzman kişiyi bünyesinde barındırır hale geldi.

 

Ve 11 Eylül 2001’de

Ümmet, kafirlerin gözünde bir sivrisineğin kanadına eşdeğer hale geldiğinde ve hor görülüp, aşağılık ve zelil bir hale getirildiğinde New York ve Washington saldırıları geldi. Ve Allah’ın (Azze ve Celle) fadlı ile izzet yeniden Müslümanların olurken, küresel küfrün liderleri ise bu saldırılarla şok edici ve sersemletici bir darbe aldı.

On dokuz mücahidin vurduğu darbe ile İslam’ın izzetini tüm dünya öğrendi.

Nitekim batıl ve şeytanın hizbi, hak ve ehline karşı birleşirken, hak da askerlerini batıl ve ehline karşı topladı. Böylece, ehl-i iman taifesi ortaya çıktı ve küfür ehli taifesinden ayrıldı.

O zor ve çetin günlerde Hasan Mahsum’un liderliğindeki Türkistan İslam Partisi, hiç tereddütsüz, hak fırkayı savunuyor ve destekliyordu.

Hasan Mahsum (Allah ona rahmet eylesin), o dönemde, cemaatin adamlarını toplayarak, onlarla geleceğe ilişkin önemli kararları istişare etti. Ve Taliban’a destek olma ve onlarla birlikte savaşma kararı aldılar.

Kafirlerin ilk hedefi, dünyanın dört bir yanındaki savunmasız Müslümanları barındırdıkları gerekçesiyle, Afganistan’daki İslam Emirliği’ni vurmaktı.

Amerikan uçakları, Müslümanların üzerine durmaksızın yıkıcı bombalar yağdırıyordu.

Türkistan İslam Partisi’nin Afganistan İslam Emirliği’nin Devrilmesinden Sonraki Durumu

Hasan Mahsum liderliğindeki Türkistan İslam Partisi, emirliğin devrilmesinden sonra, 2001 Aralık ayında, haçlı kampanyasına karşı cihad başlatmak için hazırlanmak amacıyla Pakistan Afganistan sınırına intikal etti.

Türkistan İslam Partisi, geçirdiği zor zamanlara rağmen -ki o dönemde hareket, liderleri Hasan Mahdum’un (rahimehullah) şehid olması gibi zor bir imtihandan geçiyordu- Allah yolunda cihada hazırlık programını durdurmadı.

 

 

Hasan Mahsum, 2 Ekim 2003’te, Pakistan Afganistan sınırında yer alan Angor Adda bölgesinde, Pakistan ordusundan mürtedler ile çarpıştıktan sonra Allah yolunda şehidliğe nail oldu (Allah en doğrusunu bilir) ve bu yolda kendisini geçen şehid kardeşlerinin arasına katıldı.

Türkistan İslam Partisi, böylesi zor bir dönemde eşsiz liderini kaybetti. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci’un (Şüphesiz ki O’ndan geldik ve O’na döneceğiz)

Hasan Mahsum’un En Önemli Faaliyetleri

1- Hasan Mahsum, Komünist Çin’in 1949’da Doğu Türkistan’ı işgalinden sonra, mücahidleri kitlesel organize hicrete ve silahlı cihad çalışmalarına ilk yönlendirenlerden biriydi.

2- Hasan Mahsum, mücahidleri örgütlü bir grubun parçası olarak askeri eğitime yönlendiren ilk kişi oldu.

3- Türkistanlı mücahidleri, İslam hilafetinin kurulmasında ve bu asırda Allah yolunda cihadda paylarına düşeni almaları için davet eden ilk kişiydi.

4- Halk, taassubtan uzak gerçek akideyi onun vesilesiyle öğrendi. İçinde bulunduğumuz asırda dünyadaki mücahidlerle birlik olmaya çağıran ilk kişiydi.

5- Özgürlük umutlarını yitiren mazlumların kalplerine ilk ümit ekenlerden biriydi.

6- Türkistan cemaatleri arasındaki farklılaşmanın, kavmiyetçilik veya demokrasiye değil, İslam inancına dayanılarak ortaya çıkarılmasına vesile olan ilk isimlerden biriydi.

7- Türkistanlı mücahidlere, İslam’daki el-Velâ ve’l-Bera akidesini öğreten ilk isimlerden biriydi.

Hasan Mahsum’un (Allah ona rahmet eylesin) şehadetinden sonra, Türkistan İslam Partisi liderleri, askeri komutan Abdul Hak’ın, Ebu Muhammed’in halefi olarak partiye emir seçilmesi hususunda karara vardılar. Yüce Allah’tan onu hak yoluna iletmesini, bu dine hizmet edebilmesi için ona yardım etmesini ve onu salih selefin izinden gidenlerin en iyilerinden kılmasını niyaz ediyoruz.

 

Kaynak :Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı

 

BU HABERLER DE VAR!

Türkistan İslam Cemaati Mücahidi; Ebu Muhammed (Rahimehullah)’ın Hayatı

Türkistan İslam cemaatinin Genel Emiri Abdullah Mansur’un kaleminden Allahu Azze ve Celle yüce kitabında şöyle buyuruyor: …

Türkistan İslam Cemaati: “Çin Medyasının Gerçekleri” (47 dk – Uygurca)

Komünist Çin devletinin işgali altında olan Doğu Türkistan’da zulüm bitmiyor. İslami bir yaşam içinde olan …

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com