Pazartesi, 26 Haziran 2017

Türkistan İslam Cemaati : Demokratların ve Mücahitlerin ” Doğu Türkistan ” Yaklaşımı

Türkistan İslam Cemaati : Demokratların ve Mücahitlerin '' Doğu Türkistan '' Yaklaşımı

 

İslam ümmetinin kadim bir toprağı olan Doğu Türkistan yaklaşık bir asırdır komünist Çin işgali altında bulunmakta. Bununla beraber  1 asırda  60 milyona yakın Müslümanın katledildiği Doğu Türkistan’ın kızıl Çin işgalinden kurtulması  için  birçok çözüm teorisi üretilmekte.

Bazı Uygurlar Allah’ın rızasını gözardı ederek , mayası müslüman kanı ile yoğrulmuş olan Amerika’nın demokrasisi ile Komünist Çin işgalinden kurtulacaklarna inandılar.Zaferin ve başarının ancak Allah’tan olduğunu unutan bu insanlara  mukabil  bir takım  Türkistanlı  Müslümanlar ise bu asırlık işgalin 14 asır öncesine dayanan nebevi bir metod olan  cihad ile kaldırılacağına inandılar .

Kurtuluşun nebevi metod üzere olunması ile gerçekleşeceklerini bilenler 1989 ‘da  Türkistan  İslam Cemaati’ni kurdular  .  Kurulduğu ilk günden itibaren günümeze kadar   geçen süre içerisinde  komünist Çin’i  birçok defa kendi evinde vurmayı başaran Türkistan İslam Cemaati , Çin’in adeta kabusu haline geldi

Diğer yandan Amerika’nın kucağındaki demokrat  Uygurlar ,  efendilerini rahatsız etdiği için   nebevi yolun yolcusu olan Türkistan İslam Cemaati’ni  karalama kampanyası başlatarak    bu nebevi yolun yanlış olduğunu ve Amerika’dan ihtal edecekleri demokrasinin  kurtuluş için  tek yol olduğunu savundalar .

Doğu Türkistan adına tüm bunlar yaşanmakta iken  , Türkistan İslam Cemaati emiri Şey Abdullah Mansur tarafından  Çin işgali karşısında izlenen yolların ele alındığı ” Demokratların ve Mücahitlerin ” Doğu Türkistan ” Yaklaşımı ” adlı bir makale ele alındı .

 

Doğu Türkistan Bülteni  olarak  takipçilerimiz için arapçadan türkçe tercüme ettiğimiz  ” Demokratların ve Mücahitlerin  Doğu Türkistan  Yaklaşımı ”  adlı makaleyi ilginize sunarız

Demokratların ve Mücahitlerin ” Doğu Türkistan ” Yaklaşımı

Hamd “Ey iman edenler Allah(azze ve celle)’den hakkıyla korkun ve ancak Müslüman olarak ölün” diyen Allah (azze ve celle)’ye olsun. Salat ve selam “cennet kılıçların gölgesindedir” diyen Muhammed (aleyhi ve sellem) ve ashabının tümünün üzerine olsun.
(Besmele, hamde ve salveleden) sonra;

Yeryüzünde beşeriyetin varlığından günümüze kadar hak-batıl ve hayır-şer çatışması kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Şeytanın dostlarıyla Rahman’ın dostları arasın rekabet aralıksız sürmektedir. Şurası bir gerçektir, Allah (azze ve celle) insalık tarihinde ilk gönderilenden de son gönderilenden de dinin aslı olan tevhid esasından başka bir şey kabul etmez öyle ki resuller onun için gönderildi ve kitaplar ondan dolay indirildi

.Tevhid davetinin kendilerine resuller vasıtasıyla gönderildiği insanlardan kimileri saidtir kimileri de şakidir. Said kimse Allah’ın kendisine hidayet ettiği, resullerine ve kitaplarına tabi olmayı nasip ettiği kişidir. Şaki kimse isekaderin önüne geçtiği yani resullerini ve getirdiklerini yalanlayan kişidir. Öyle bir davet ki Allah (azze ve celle)’nin ayeti kerimesinde belirttiği gibi, “Allah kullarını esenlik yurduna çağırıyor ve O, dilediğini doğru yola iletir.” (yunus, 25) özel olarak hidayete kavuşması, genel olarak hak olan dine çağırmasıdır.

İslam risaleti davetlerin arasından neşet etmiş yeni bir davet değildir. Bilakis geçmiş olan risaletlerin hepsini ihtiva etmektedir. Resullerin davet cevheri tekdir ve adetlenme kabul etmez. Resullerin bir şeyi yasaklamalarında ya da emretmelerinde ki esas ta bu cevherden başka bir şey değildir.

Bu zikri geçen cevher de Allah (azze ve celle)’nin varlığını ispat ve ibadette birlemedir. Allah(azze ve celle)’nin kitabında belirttiği gibi Andolsun ki biz, “Allah’a kulluk edin ve Tâğut’tan sakının” diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti” (Nahl, 36) Bir gruba Allah (azze ve celle) hidayet eder, bir grup hakkında da kitap üstün gelir ve sapıklığı hak ederler

Ey izzetli okuyucular!
Kuzeyde ve doğuda zaferle sonuçlanan savaştan (hicri 96 yılında) sonra bir bütün olan islamaleminin ayrılmaz bir parçası olan Doğu Türkistan mıntıkasında patlak veren savaş hezimetle sonuçlandı. Şu anda da hak-batıl diğer bir tabirle iman-küfür savaşıdiğer islam beldelerinde olduğu gibi Doğu Türkistan’da da de olağanca hızıyla devam etmektedir. Son olarak 1949 yılında Doğu Türkistan, komünist olan çinin eline düşmüştür.

 

Komünist olan Çin, Müslümanlarla mücadeleyi gene kendi gibi komünist olan Rusya’dan öğrenmiştir. Hileyi, desiseyi ve Türkistan’ı istila etmek için gerekli olan tuzakları uyguluyorlardı ve yönetimi ellerine almak için ellerinden geleni arkalarına koymuyorlardı. Günler geçip gittikçe komünist Çin’in pislikleri ve cürümleri ortaya çıkmaya başladı ve Çin, ne zaman bir mukavemet ile karşı karşıya gelse Müslümanlara Doğu Türkistan’ı dar etti

. Son olarak 2000’li yılların başlarında Çin hükümeti Müslüman Türkistan halkının kalbinden islam dinini sökmek için var gücüyle çalışmaya başladı. Türkistan’da aşikar bir mesele varsa oda; Çin hükümetinin orada ki Müslüman halka politika olarak uygulamaya koyduğu hangi yaptırıma bakılırsa bakılsın tek amacının Müslüman halkın irtidat etmesine yöneliktir.

Allah (azze ve celle)’ye hamd olsun. Türkistanlı bir grup insan dinlerini korumak için 1997 yılında Afganis’tan İslam emirliğine hicret etmeye başladılar ve Ebu Muhammed (Hasan Mahdum) -Allah rahmet etsin- önderliğinde cihadi bir cemaat kurdular. Bundan sonra birliklerini bu emirliğin gölgesinde inşa ettiler.

Bu Birliğin(Türkistan islam partisi) inşasından sonra Türkistan dışındaki Türkistanlılar 2 gruba ayrıldılar. İlk grup, Amerika’ya ve Batı’ya karşı barışçıl gösteri ve protestolar düzenleyerek Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için çaba sarfettiler. Diğer grupsa Türkistan’ın bağımsızlığı için kuranın, sünnetin ve selefin önderliğinde bir cihat hareketi başlattılar. Bir grup Amerika’da, batı’da ve Türkiye’de kâfirlerle içli dışlı bir yaşam sürüyor. Diğer grupsa hayatın tüm güzelliklerini arklarında bırakarak dağları ve mağaraları mesken edindiler

Düzenbaz Çin hükümeti basın-yayın yoluyla insanları kandırmaya çalışıyor ve sürekli olarak şu kara propagandayı gündem ediyor. “Türkistan islam cemaati demokrat ve laik bir kuruluştur.” Bu iddiaları fikirsel ve metotsal olarak farklılıklarımızı bilmesine rağmen yapmaktadır. Türkistan islam partisinin heybetini-varlığını yabana atmayın çünkü Türkistan’da ve Çin toprakları içinde direniş ve askeri eylemler bu yiğit olan mücahitlerin elinden çıkmaktadır.

Zikredilmesi gereken bir diğer meselede, Çin hükümeti üç kez terör listesi yayınladı ve bu listede yer alan bir çok ismin Türkistan İslam Partisi bünyesinde yer alan mücahitler olduğudur.

Allah (azze ve celle)’ye hamd olsun. Mücahitler pekin-2008 olimpiyatlarında hem Çin olsun hem de Türkistan’ın içinde olsun birçok kez askeri saldırıda bulundular. Bunları basın yayın yoluyla insanlara bildirdik ve duruşumuzu açıkladık.

Biz ne istiyoruz…
Türkistan islam partisi olarak duruşumuz, Gasp edilmiş olan Doğu Türkistan’ı cihat ile
Haçlıların elinden kurtarmak.

 

Askeri operasyonlar ve basın-yayın kanalıyla insanlara ulaştırılan beyanatlar Çin hükümetini korkuttu ve maddi-manevi zarara uğrattı. Diğer bir taraftan da Türkistan dışında, bağımsızlık için barışçıl gösterilerde (Türkistanın bağımsızlığı için sadece yürüyüş ve protesto yapan kimseler) bulunanlarda bu ameliyelere karşı çıktılar ve kinlerini kustular. Mücahitleri, basın-yayın organlarında farklı farklı töhmetler altında bıraktılar.

Burada soruyoruz. Onlar Çinlilere mi acıyorlar yoksa batıdan nemalandıkları üç kuruşu kaybetmenin korkusunu mu yaşıyorlar?
Uygurların, Almanya’da düzenlemiş olduğu ve başkanlığını da Rabia Kadir’in üstlendiği bir toplantıda, Mücahitleri casusluk töhmetiyle suçladılar. Beyanatlarında bu olayı şöyle aktardılar: “Bu kişiler-Çin toprakları içinde ve Türkistan’da askeri operasyon yapanlar-yani mücahitler kastedilmektedir- Çin hükümetinin teröristleri yenmesi için Çin’in maslahatı için çalışan Çin yanlısı kişilerdir.” Uygur toplantısına katılan laik delegeler resmi olmayan açılamalarında şunları ima ettiler.

 

Türkistan islam partisi yaptıklarını açıklamalarıyla süslediler bunu da sadece riya için yaptılar.Bu tarz saçma sapan iddialarla hicret, cihat ve hazırlık yoluna engel oldular ve gençleri, okumaları ve medreseye gitmeleri hususunda teşvik ettiler. Hatta bazı suudlu ve mısırlı ilim talebeleri Afganistan islam emirliğine gitmeyi “helak olmak” olarak isimlendirdiler.Sanki okudukları Kuran’da cihad ve savaşmak kelimesi hiç yer almıyor.

Burada bir meseleye dikkat çekmek istiyoruz. Barışsever(!) gruplar ve Amerika’da ya da Batı’da ikamet eden demokratlar hangi esasları biliyorlar.

Yahudilerin, toplumları yönetmek için batı ölçütlerine göre icat ettiği demokrasi kavramına, şerefli olan alimlerimizin yeni bir din diye isimlendirdikleri bilinen meselelerdendir. Tanımladıkları bu yeni din bütün küfür devletlerini kapsamaktadır. Sınırları islam beldelerinin en uzak bölgelerine kadar genişlemiştir. Bizler, demokrasiyi islamda ki şura kavramına benzeten sapkın alimlerden de beriyiz.

Ey Müslümanlar!
Amerika, kendisini dünyanın efendisi olarak görmektedir. Yine aşikar olan bir diğer meselede Amerika her daim kendisine yardım edenleri araştırmaktadır. Bu yapacaklarını farklı farklı politikalar gözeterek yapmaktadır.

Amerika, Afganistan’ı işgal ettikten sonra Karzayi yönetimini başa getirdi ve hükümeti ona teslim etti. Bu tablo Irak, Libya ve diğer islam beldelerin de de yaşandı. Amerika, Türkistanlı emirlerle görüşmelerinde demokrasiyi dayatmasıbizleri bu bataklığa düşmekten korudu. Hiç şüphe yok ki bu zikri geçen emirlerin demokrasiyi yeni bir din olarak kabul etmelerinden başka bir ihtimalleri yoktu. Buna bağlı olarak ta bunu,istenilen şekilde kabullendiler ve bütün düzenlerini demokrasi üzerine bina ettiler.

Trajikomik ve garip olaylardan bir tanesi de şudur. Demokratlar islam diyarlarının bağımsızlığını sürekli olarak dillendirmektedirler. Bunu yaparken de hem eylemler hem de sözleri islami olmaktan çok uzaktır. Bağımsızlık yolunda ilerlediğini zanneden bu kişiler böyle değiller mi? Bir insan, dinlerini az bir pahaya değişen ve kafirlerin sultası altında çalışan kişilerden nasıl razı olabilir.

Kişilerden, memleketlerinin maslahatı söz konusu olduğun zaman nasıl sadık ve samimi olabilecekleri beklenir. Dinini ve akidesini satan bir kişinin, vatanının maslahatlarını satmayacağından şüphe mi duyulur. İŞTE BUNLAR İÇİN ELİM BİR AZAP VARDIR.Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. Ali imran, 85

Türkistanlı demokratlar Çin ve orada söz hakkına sahip olan devletlerarasında cereyan eden siyasetin kurbanlarıdır. Hükümet, kendi maslahatlarına uygun gördüğü sürece kendisine karşı düzenlenen protestolara izin vermektedir aksi bir durumda bu protestolara karşı son derece sıkı bir politika uygulamaktadır.

 

Ey demokratlar!

Aklınıza şunları iyice kazıyın. Doğu Türkistan, Doğu Timor ya da Güney Sudan’ın beldeleri gibi değildir. Doğu Timor ya da Güney Sudan halkları, Hristiyanlığı benimsediler ve böylece Amerika ve Batı devletlerinin yardımıyla bağımsızlıklarına kavuştular. Doğu Türkistan halkı islam dininden başka bir dine asla razı olmazlar. Çin’in esaretinden kurtulmak için bu halkın dinini değiştirmesinden de Allah (azze ve celle)’ye sığınırız

Demokratları alçaltan başka bir vakıada şudur. Amerika, Doğu Türkistan’ın sınır komşusu olan Afganistan’dan çekilmeye başladı. Amerika’nın kibri ve kendini beğenmişliği burada ve Orta Asya’da yok olup gitti. 2009 yılının temmuz ayında sonra Doğu Türkistan’da hicrete ve cihada olan meyil artmıştır. Türkistan gençleri, kavmiyetçilikten uzak bir fikirle izzet ve kerem yolu olan cihat için arayışlara girdiler. Allah’ın emrine sarıldılar ve muhacir olarak Allah’ın arzından bir bölgeyi cihat etmek için hicret yurdu olarak kabullendiler. Elhamdülillah daha sonra sayılarını artırdılar ve gölgelerini çoğalttılar.

Türkistan İslam Cemaatinin Şam’daki yapılanmasının en hayırlı göstergesi bu bölgede cihat edenlerin sayısının yüzlerce kişi olmasıdır.

Şüpheye yer bırakmayan bir söz, bir gerçek varsa oda bir süre sonra olsa da Allah (azze ve celle)’nin dostlarına yardım edecektir. Ne kadar zaman geçerse geçsin Allah’ın yardımı mutlaka gelecektir. Ufuk ne kadar bulutlu olursa olsun güneş elbette doğacaktır. Amerika ve Nato kuvvetleri 2014 yılında Afganistan’dan çekilirken boylarının ölçüsünü aldılar. Hepimiz, Karzayi hükümetinin Taliban mücahitleriyle alakasını bilmekteyiz. Afganistan islam emirliğinin mücahatileri, emrileri Molla Muhammed Ömer ile birlikte Amerika’ya unutulmaz bir ders verdiler

Amerika’nın burnunu toprağa sürttüler. MürtedKarzayi ve Amerika hükümetinin karargâhlarına en ölümcül ameliyeleri-istişhad eylemlerini- düzenlediler. Şu anda, onlar mürtet olan yöneticileri tasfiye etmeye başladılar. Diğer bir taraftan Taliban, yönetiminde ki her beldeye birer valihâkim tayin etti

Hepimiz biliyoruz ki Taliban’ın yönetime dönmesiyle Türkistanlı mücahitler Doğu Türkistan’a sınırı olan bir ülkeye kavuşmuş olacaklar.

Ey Demokratlar!

Destekçileriniz ve yöneticileriniz ister Amerika olsun isterseniz de Batı olsun, bizim yardımcımız ve sahibimiz Allah(azze ve celle)’dir. Mücahtiler ve tevhit ehli olanlar Afganistan’da Allah (azze ve celle)’ni yardımı beklemektedir.

Hazine ve servetlerle donanmış Türkistan’ın bağımsızlığı,çin tarafında elinden alınmış özgürlüğü Amerika’ya ve batı devletlerine karşıcihadi bir hareketlilikten uzak barışsever(!) gösterilerle el edilmez.

Türkistan’ın sömürgeci, komünist ve zalim olan Çin’in tasallutundan kurtulup bağımsızlığına kavuşması kanla ve cesetlerle mezc olmuş mübarek bir ameldir. Nitekim ecdadımız daha önce bunları gerçekleştirdi. Böyle durumlarda şöyle bir söz söylenir: Kuvvet ile alınan ancak tekrar kuvvet ile geri gelir.

Ey Aziz okuyucular…
Demokratların ve takipçilerinin Türkistan’ı bağımsızlığına kavuşturmak için yapmış olduğu eylemler yeni sömürge kapılarını araladı.Mesela bir Türkistanlı şöyle der: Siyah köpekte beyaz köpekte her ikisi birden köpektir. Müşrik olan Çin’i vatanımızdan temizledik ama sonra Yahudilere ve Hristiyanlara göz kırptık… Bu ikisi arasında ne gibi bir fark var.

 

Allah (azze ve celle) şöyle buyurmaktadır. Onların yaptıkları her bir (iyi) işi ele alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz kılarız). (Furkan,23)

Burada genel olarak Müslümanları, özel olarakta Türkistanlıları demokrasiden ve her türlü batıl yoldan sakındırırız. Ey gururlu halkım şunu aklınızdan hiçbir zaman çıkarmayın. Bizler Müslümanız ve Müslümanların evlatlarıyız. Allah (azze ve celle) ve resulü Muhammed (aleyhi ve sellem)’in emrettiklerini yapmak zorundayız.Mulhit olan Çin’in esaretinden kurtulmak için silaha sarılmak tek çözüm yolu ve doğru olan seçimdir

Allah (azze ve celle) bizlere yardımı kitabında vaat etmiştir. Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. (Gafir, 53 )

Türkistan islam partisi, kuran ve sünnete bağlı bir nesil yetiştiren, her türlü haramdanyasaktan kaçınan, Allah (azze ve celle)’ninnusretine ulaşmak kurani bir çizgiden şaşmayan, kuran ve sünnete dayalı bir menheç üzerine cihadını devam ettiren bir cemaattir. Komunist Çin, hangi yola başvurursa vursun Türkistan islam partisi, Türkistan’ı bağımsızlaştırma adına asla gerim adım atmayacak ve bu isteğini Allah (azze ve celle)’nin izniyle bir gün gerçekleştirecek.

Asla ama asla silahı bırakmak için herhangi bir anlaşmaya yanaşmayacak. Çağımız mantığı şunu ispat etmiştir: Dünya güçlü olanı dinler ve önemser. Güçlü olmak için gerekense sağlam temellerin bulunması, kökleri derinlere ulaşmış bir akide ve gerekli teçhizatlar ile donatılmış birliklerin varolmasıdır.

Dilenmeyalvarma politikası ve dünyanın dört bir köşesinde düzenlenen platformlara katılma safsatası kişinin, ancak rezilliğini ve acizliğini artırır ve düşmanın elini güçlendirecek yüz kızartıcı şantajlardan belini doğrultamaz.İki güzellikten birisini(ya şehadet ya zafer) bekleyen ya da silahlarıyla beraber önde giden her ferdin şu gerçekleri bilmesi birer vecibedir. Yardımın yolu uzun, bedeli ağırdır. Ejderhaların dişleri arasından hakkı yara almadan çıkarmak mümkün değildir.

Allah (azze ve celle)’nin bize yardım edeceğine ve müttakilerin velisi olduğuna ve yardımının bir gün elbette geleceğine hiç kuşkumuz yoktur. Allah(azze ve celle)’nin yardımıyla Çinlileri bir gün Doğu Türkistan’ın beldelerinden tekbirlerle kovacağız. Bütün dünyanında şahit olduğu bir dersi çinlilere vereceğiz.

Dualarımızın sonu HamdAlemlerin rabbi olan Allah içindir.

 

Yazan : Şeyh Abdullah Mansur

Çeviri : İskender Cansever

Kaynak : Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı

BU HABERLER DE VAR!

Doğu Türkistanlı Alim,Çin zindanlarında işkence ile şehid oldu!

Doğu Türkistan’ın Büyük Din Alimi ve Maarifçi Abdülhamit DAMOLLAM , Çin Hapisinde işkenceye dayanamayıp şehit …

Çin, Doğu Türkistanlılara DNA testi yapmaya hazırlanıyor

Sincan eyaletinde, insan hakları gözlemcilerinin endişelerine rağmen DNA örneklerinin toplanması için hazırlıkların devam ettiği gözlendi. …

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com