Pazar, 20 Ağustos 2017

İbretlik Bir Kıssa : Türkistan İslam Cemaati Mücahidi ” Kurban Ata ”

İbretlik Bir Kıssa , Türkistan İslam Cemaati Mücahidi '' Kurban Ata ''

 

ŞEHİD ŞEYH KURBAN ATA rahimehullah[1]

“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehid olmuştur). Bir kısmı da (şehid olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzab, 23)

Şeyh Kurban Ata (Allah ona rahmet eylesin), temiz ruhlu, muttaki bir kalbe sahip, gönlü geniş, çok hoşgörülü, iyi ahlaklı, abid, züht hayatı süren, çok ağlayan, mücahidlere hizmet etmeye çok istekli ve kardeşlerine karşı mütevazi bir insandı. (Allah’a karşı kimseyi temize çıkaramayız.)

Afganistan’da zulüm gören Müslüman kardeşlerine yardım etmeye çalışırken ve ilerlemiş yaşına ve kudretinin zayıflamasına rağmen ülkesi Türkistan’a dönmeye hazırlandığı sırada, sabrederek, karşılığını Allah’tan bekleyerek, muhacir ve garip olarak şehidlik derecesine nail oldu. (Biz öyle sanıyoruz, hesabı Allah katındadır.)

Kurban, 1939’da, Türkistan’ın kuzeyindeki güzel Gulca şehrinde, dini bir ailede dünyaya geldi. Babası çiftçiydi. O dönemde Türkistan’daki durumlar karışıktı. Komünist parti ve Çin Halk Partisi arasında kavgalar yaşanıyordu. O dönem, zulüm ve haksızlıkla karakterize olmuştu.

Kurban, ailesinin şefkati ile büyümüş, beldesinde dini bir medresede okumuştur. Ailesinin verdiği terbiye ile kalbinde el-vela ve’l bera (dostluk ve düşmanlık) akidesi derinleşmişti. Kurban, bu doğru menhecden etkilenmiş, içinde kafirlere karşı buğzu ve öfkesi ve onlara karşı cihad ruhu derinleşmiştir.

Kurban, işgalci Çinlilerin, Türkistan’da Müslümanlara karşı işlediği ‘Atu suçu’na[2] tanık olanlardan biriydi. Nitekim kafirlere olan buğzu daha da arttı. Ve eve döndükten sonra anne babasına ısrarla şu soruyu sordu: ‘Neden bu zillete susuyoruz, neden cihad etmiyoruz?’

Bu katliam, Kurban’ı çok etkiledi ve onun geleceğini değiştirdi. Arzusuna (cihad arzusu) ulaşmak için tüm çabasını sarfetti.

Türkistan’da zulüm, Türkistanlı Müslümanlar arasında fakirlik ve açlık artmış, can boğaza dayanmıştı. Hatta Türkistan toprakları Müslüman ehlinden yoksun kalmıştı. Kimileri dinleri ile kaçarak hicret etmiş, kimileri tutuklanıp zindanlarına gömülmüş, kimileri de zalimlerin şerrinden korktuklarından gizlenmişti. Peki çözüm neydi?

Kendimize soruyorduk: Allah’ın emri gelene kadar zulüm ve zillet altında kalmak mı yoksa hicret edip hazırlanmak ve sonrasında cihat etmek mi? Nihayet son seçim yapıldı. Zayıflar kaldı, Allah’ın kendileri için hicret yolunu kolaylaştırdığı kimseler hicret etti. 1950’li yıllarda milyonlarca Müslüman, Orta Asya’daki civar ülkelere ve dünyanın çeşitli ülkelerine; özellikle de komşu Kazakistan’a hicret etti.  Bu muhacirlerden biri de hikayemizin kahramanı Kurban Ata’ydı.

Kurban’ın ailesi, geride bıraktıkları akrabaları ve memleketleri ile vedalaştıktan sonra, dinleri ile kaçarak ve Rablerine tevekkül ederek Kazakistan’a hicret etti. Yolculukları, Almatı vilayetinde noktalandı ve burada hayatlarına yeniden başladılar.

Çok geçmeden bu ailenin başına Allah’tan bazı musibetler geldi. Kurban’ın annesi, annesinin ardından kısa bir süre sonra babası ve büyük abisi vefat etti. Kurban, ailesinin bütün yükünü omuzlarında taşıdı. Ancak Allah, Kurban’a metanet ihsan etti. Kurban, başına gelen bu sıkıntılardan hiç şikayetçi olmadı ve üzülmedi, bilakis azmetti, çok çalıştı ve helal kazancı ve hayırlı rızkı ile yaşamına devam etti.

Mescide bağlandı. Yaşadığı beldedeki mescitlerden birinde müezzinlik yapıyordu. Daima hayır peşinde koşardı. Öyle ki dinini öğrenmek ve insanları davet etmek için Pakistan’a hicret etti. Pakistan’dan dönüşünden sonra, beldesinde bir davetçi ve mürşid oldu.

Kurban, hilafet nurunun Afganistan’da ışıldadığını idrak etti ve büyük yaşına rağmen Afganistan’a hicret etmeyi çok istedi. Türkistanlı gençlerin Afganistan’da Şeyh Ebu Muhammed’in etrafında toplanmasından sonra, Kurban da haklarında yaptığı birçok araştırmadan sonra onlara katıldı. Onlara katıldığı için sevinçli ve mutluydu. Ve onlara katıldığında 61 yaşındaydı ve yaşının büyüklüğüne rağmen tüm yaptıklarında gençleri geride bırakıyordu.

Kurban’ın Afganistan’a gelişinden bir ay sonra, İslam düşmanı haçlı Amerikalılar, Afganistan topraklarına saldırdı ve emirliğin nurunu söndürmek istedi. Ancak kafirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlayacağını vaat etmişti. Yüce kitabında da şöyle buyurmuştur: “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.” (Tevbe, 32)

Afganistan İslam Emirliği’nin devrilmesinden sonra Şeyh Kurban Ata, sağlam, kararlı ve muhtesib idi. İlim ve basiretle seçtiği yoldan dönmeyi asla düşünmedi. Cihad meydanlarından vazgeçmedi. Bu yolda yürümeye devam etmekten yorulmadı. Yükünü taşımaktan usanmadı. Bilakis güvenle, imanla ve sabırla bu yolda ilerlemeyi sürdürdü.

Kurban Ata, cihad çağrısına icabet etti ve Afganistan’da haçlılarla çarpıştı. Yolun meşakkati ve çatışmanın şiddeti onu caydırmadı. Kalbinin derinlikleri güçlü bir iman ve maneviyatla doluydu.

Mücahidler, bir operasyonda, haçlılarla karşılaşmak için kendilerini uzun bir mesafeyi yürümeye hazırlamışlardı. Bildiğimiz gibi büyük şeyh de kendini hazırlıyordu. Grubun emiri, yaşının büyüklüğü ve hedefe giden yolun zorluğu itibariyle kendisine, istirahat etmesini nasihat etti. O ise yalnızca şunu söyledi: ‘Sizler Allah’a karşı bana bir fayda mı sağlayacaksınız? Allah katında bana şefaatçi mi olacaksınız?’ Bunun üzerine grubun sorumlusu ona engel olmaktan vazgeçti ve gruba katılmasını kabul etti. O vakit Kurban Ata’nın yaşı 69’du.

Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah kullarına çok şefkatlidir.” (Bakara, 207)

Kurban Ata, sanki nefsini Allah-u Teala’ya satmıştı. (Biz öyle sanıyoruz, Allah’a karşı kimseyi temize çıkaramayız.) Kendisini ya hattın önünde görüyorduk, ya ibadette ya da mücahidlere yardım ederken… Aynı zamanda şefkatli bir baba gibi mücahidlere dua ve nasihat ediyor ve daima İslam’a ve Müslümanlara yardıma çağırıyordu.

İmanının sıdkının ve Rabbine tevekkül derecesinin ortaya çıkması için sınanma sırası Kurban Ata’ya gelmişti. Zira Kurban Ata, cihad meydanlarında, eşinin bu dünyadan ayrılması ile bir kez daha imtihana tabi tutulmuştu. 16-07-2005 tarihinde işbirlikçi ve mürted ordu, mücahidlerin ailelerine yönelik kanlı bir katliam gerçekleştirmişti.

Karanlık bir geceydi. Mücahidlerin aileleri bir köyden başka bir köye taşınıyordu. Kamyonda beş kadın, on bir çocuk, iki de mücahid vardı. Yolda pusuya yatan askerler, araçta bulunanların çocuk ve kadınlardan oluştuğunu bildikleri halde, oradan geçerlerken onları kurşun yağmuruna tuttular. İki çocuk hariç, kamyonda bulunanların hepsi şehid oldu. Bu hadise Allah-u Teala’nın şu kavlini doğruladı: “Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını) ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler.” (Tevbe, 10)

Şehid olan bu kadınlar arasında, bu acı olaydan bir gün önce cihad çağrısına icabet ederek yola düşen kahramanımız Kurban Ata’nın eşi de vardı. Kurban Ata’nın anlattığına göre, eşi ile arasında geçen son konuşmada, eşi, hasta olduğu için bu kez kendisiyle kalmasını, gitmemesini istemiş, Kurban da eşine ‘Senin için cihada gitmekten vazgeçersem kıyamet günü Allah’a ne derim? Allah-u Teala’dan sana şifa vermesini, seni koruyup gözetmesini niyaz ediyorum’ demişti. Eşi, Kurban’ın savaş meydanına ulaşmasından önce şehid oldu. (Allah sana rahmet eylesin ey anacağım ve seni ferah cennetlerine koysun.)

Bu acı olaydan sonra, Kurban bu defa da başka bir musibetle karşılaşmış; evlatlığı Yusuf’un, yine mürted ordu tarafından hazırlanan bir başka pusuda öldürülmesine tanık olmuştu. Ancak tüm bunlara rağmen sabretti ve dimdik duran dağlar misali direndi. Başına gelen musibetlerse ancak onun azmini, kararlılığını ve kafirlere ve mürtedlere karşı buğzunu artırdı. Nitekim, ne zaman bir kardeşiyle otursa şöyle diyordu: “Allah’ın aldıkları ve verdikleri O’nundur. Allah katında her şeyin belirlenmiş bir eceli vardır. Allah benden bir aldı, emsalinizden ikisini verdi. Allah, merhametlilerin en merhametlisidir.” Onunla oturan bütün kardeşler, kendilerini adeta şefkatli babalarıyla oturuyor gibi hissediyorlardı.

Mücahid kafilesi, 17/1/2010’da hedefine doğru harekete geçti ve gece saat onda geceyi geçirecekleri yere ulaştılar. Ancak kafirlerin gözleri, bir Amerikan uçağından onları izliyordu. Henüz uykuya geçmişlerdi ki, gece saat dörtte o uçaktan atılan roketler, mücahid kardeşlerimizi gafil avladı. Çok sayıda kardeşimiz şehid oldu. Onlardan biri de hikayemizin kahramanı, cesur şeyh Kurban Ata idi. Kurban Ata, bu saldırıda hayatını kaybederek ruhunu Rabbine teslim etti.

Allah sana rahmet eylesin şeyhimiz Kurban Ata. Temenni ettiğin şehadete nail olduğunu sanıyoruz. Allah’tan bizi Firdevs cennetinde, nebilerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salihlerle bir araya getirmesini diliyoruz. Onlar ne güzel arkadaştırlar. Ve Allah’tan dinini koruyacak, tatbik edecek ve yeryüzünde hakim kılacak adamlar hazırlamasını niyaz ediyoruz. O her şeye kadirdir.

[1] “eş-Şeyh eş-Şehîd Kurbân Ata Rahimehullah”, Türkistan el-İslâmiyye, Rebîüssâni 1431, sy. 6, s. 9-12.

[2] İşgalci Çinlilerin Türkistan’ın dört bir yanındaki Müslüman halka, hatta insanlığa yaptığı katliamlardan biridir. Kibirli Çin hükümeti, direnen herkesi elleri ve ayakları kelepçeli bir şekilde büyük bir meydanda topluyor, sonra bölge halkını topluyor ve büyük küçük herkesin gözü önünde direnişçileri makineli tüfeklerle katlediyordu. Bu katliamda Türkistan’ın tüm bölgelerinden binlerce alim ve davetçi katledildi.

 

Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı /Özel Haber

BU HABERLER DE VAR!

Türkistan İslam Cemaati, Ramazan ayını bir neşitle sevenleri ile kutladı

Suriye’deki etkin varlığı ile  dikkatleri  üzerine çeken  Türkistan   İslam Cemaati  , medya merkezi İslam Awazi …

Türkistan İslam Cemaati Rejim Milislerini ATGM Füzesiyle Vurdu

Muhalif gruplardan Türkistan İslam Cemaati Rejime ait tankı ATGM füzesiyle vurdu. ( İslah Haber ) …

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com