Çarşamba , Nisan 25 2018

Amerika Müslümanların Birinci Düşmanıdır.

Trump’ın aşikar haçlı davranışları, Amerika’nın gerçek yüzünü ve Amerikan halkının çoğunluğunun Müslümanlara karşı gerçek psikolojisini ortaya çıkarmıştır.

Amerika’nın icra ettiği Afganistan’daki Müslümanlara karşı savaşmayı meşru kılan fetvalar ve teröristlerin gerçek Müslümanları yansıtmadığı gibi birçok hileyi ortaya çıkardı.

Bu ahmak haçlının faaliyetleri sözde uluslararası meşruiyet ve uluslararası hukukun geri çekilme, yalvarma ve boyun eğme politikalarının hepsinin çöktüğünü ortaya çıkardı.

Ve Filistin’i satanların ki onlar İsrail güvenliğinin işçileri olmuştur, hüsranlarını ortaya çıkardı.

Amerika’nın kendilerini terör listesine almasından korkanların hatalarını da ortaya çıkardı.

İsrail’e teslim olma ve Amerika ile askeri ve güvenlik işbirliği anlaşmalarına bağlı kalanların politikalarının çöktüğünü de ortaya çıkardı.

Arap Birliğinin, İslam İşbirliği Teşkilatının ve de Birleşmiş Milletlerin başarısızlığını ortaya çıkardı.

Amerika’nın ajanlarının ve Müslüman yönetici ajanlarının acziyet ve zayıflıklarının boyutunu ortaya çıkardı ve onlara itibar etmenin zilletini tattılar; onların desteklerine, paralarına ve yol göstericiliğine dayananlar, orada kalmayacaklarsa bile sadece dipsiz bir kuyuya sürüklendiler.

Amerika ve onun aldatıcı liderlerinin politikaları –hiç şüphe yok ki- onların zalimliklerine karşı direnişin en etkili yolunun davet ve cihat olduğunu ortaya koymuştur.

Ve bu, Şeyh Usame Bin Ladin’in –Allah kendisine rahmet etsin- Ümmete sözleriyle ve amelleriyle açıklamaya çalıştığı yoldur.

O, mükerrer defa ve sürekli Ümmeti, kendilerinin birinci düşmanlarının Amerika olduğuna, onun asrın Hubel’i olduğuna, yılanın başı olduğuna, onlarla Müslümanlar arasındaki kinin temelde haçlı materyalist laik Batı ile Muhammedin sallallahualeyhivesellem Ümmeti arasındaki din düşmanlığı olduğuna  ikna etmek istedi. Bu, onun sözlerinde, toplantılarında, açıklamalarında ve yazılarında açıklanmıştır.

Ve O, bununla da yetinmedi ve Ümmet için pratik bir örneklik sundu da Amerika’yı vurmanın Rablerine güvenenler için mümkün olduğunu ortaya koydu, sonra azmetti, sonra da çaba sarf etti.

Kardeşleri, Amerika’yı, Aden’de vurdu, sonra Somali’de vurdu, ardından Nairobi’de ve Dar Es Selam’da vurdu, sonra yine Aden’de Cole Destroyer’ı vurdu ve sonra Amerika’nın kendi topraklarındaki büyük zafer geldi.

O –Allah kendisine rahmet etsin- tüm bunların üstesinden geldi ve kendisi ile birlikteki kardeşleri, kısıtlı imkanlarla ki bu imkanlar Amerika’nın imkanlarına kıyasla sıfır kalır –biz onları öyle sayıyoruz ve Allah katında temize çıkarmıyoruz fakat- Allah’a tevekkül, ardından kararlılık ve azimle dağlar geri gitmedi veya yok olmadı, sabit dağlar sallandı fakat yıkılmadı ve yüksek doruklar tiredi fakat hareket etmedi.

O ve kardeşleri –Allah, onlardan şehit olanlara rahmet etsin, esir olanları azad etsin- bir örneklik oluşturdular, yolu ortaya koydular, gösterdiler; Allah onları İslam ve Müslümanlara olan hayırlarıyla mükafatlandırsın.

Amerika, elinden gelen her yolla onların imajlarına zarar vermek istedi ve kendilerinin de tarif ettiği gibi ellerinden gelen her yolla insanları onlardan soğutmak istediler; onlardan korkan herkes de bu yolda birbirleriyle yarışa girdiler.

Ardından, bunun sonunda, atıp tutan haçlı milleti ve onun atıp tutan haçlı ülkesi bu aldatıcı sahtekarların her şeyinin baş aşağı olmasıyla aklını oynattı ve Müslümanlarla olan savaşlarının din savaşı olduğu onlar için açığa çıktı; bu savaş, cahil haçlılar ve onların ahmak haçlı ülkelerince Fırat ile Nil arasını Yahudilere vadeden muharref Tevrat ile Allah’ın arzının O’nun kullarına miras kaldığını ve de Muhammed Ümmetinin sallallahualeyhivesellem öncekilerin varisi son Ümmet olduğunu bildiren Kuran arasındaki savaştır.

Böylece geri kalmış haçlılar ve onların sahtekar, ahmak halkı itikadi ve dini savaşın doğasını ortaya çıkardı: Muharref kitaplarla korunmuş vahiy arasındaki bir savaş.

Böylece, ey İslam Ümmeti, bu hakikat zamanlarından bir zamandır ki onun aldatmasıyla aldanmış, kandırmasıyla kanmış herkesin uyanacağını, hızla yarar sağlayacak olana dönmesini ya da Amerikanın baskılarıyla saf dışı bırakılmış, korkmuşların telaşlanmadan dışarıda kalmadan cihat ve davet yoluna döneceğini umuyorum.

Amerika, zaten kendisinin ortaya çıkardığı ve finanse ettiği uluslararası yasama önünde zulümlerinden, adaletsizliklerinden ve saldrganlıktan geri durmayacaktır; ne kendisinin yerleştirip desteklediği yönetici ajanların önünde ne de onun gücünden ve listeye almasından korkanlar önünde durmayacaktır.

Sadece silahla, ezmeyle, yazmayla, davetle, ilanla, vermekle, tevekkülle, ve İslam itikadında sebat göstermekle ve de Şeriatı tatbik etmekle Allah yolunda cihat onları geri adım attırır.

Mücahitler, Amerika’yı Allah yolunda hezimete uğratacaktır inşallah; ve çalışan alimler, kıymetli duacılar ve Tevhid bayrağı altında birleşmiş Ümmet.

İşte Müslüman Ümmetimiz burada; haydi onlar bizime her yerde saldırdığı gibi biz de Amerikayla her yerde savaşalım, haydi ona karşı direnişte birleşelim, bölünmeyelim, bir araya gelelim, ayrılmayalım, vahdet olalım, parçalanmayalım.

Ey her bir yerdeki Mücahitler,her bir yerdeki Müslüman Ümmetinizi savunmak için cihat edin, onların dertleriyle dertlenin, toplanıp bir araya gelin, bütünleşin, işbirliği yapın, bölünüp parçalanmayın, ihtilaf etmeyin, tek saf olun, Rabbinizin buyurduğu gibi:

“Şüphesiz Allah kendi yolunda kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.”

Her bir Mücahit, her bir yerdeki kardeşleri için kaygılansın, Hindistanlıyı da Mağribliyi de desteklesin ve Şamlıyı ve dahi Afganlıyı, Mısırlıyı, Çeçeni, ey Allah’ın kulları kardeş olun.

Ve siz ey ayrılığa davet edenler, onun siyasetine uyanlar, velev ki müşfik ve sempatik bir finansör şeklinde görünse de Amerika’nın kendilerine ödeme yaptıkları!

Biz, bir tek Ümmetiz, işgalcilerin dayattığı sınırları, kafir saldırganların dayattığı dikenli telleri yahut kontrol noktalarını ve de mürted tağutların çizdiği haritaları bilmeyiz.

Ey Mücahitler, bilin ki sizin en büyük silahınız akideye olan bağlılığınızdır; cihat yolunda itaatkar, sadık ve bağlı ve de sabit kalın.

Sabit kalın, sarsılmayın, geri adım atmayın; Allah daha önce de size zafer verdiği gibi yine size bir zafer bahşedecek. Kendinizle günahlar arasına ve haram kana, Müslümanların mukaddesatına dokunmaya, ihanetlere, yalanlara, adaletsizliğe mesafe koyun ve taviz vermeyin.

Allahu Teala buyurur ki: “Ey iman edenler, eğer siz Allah’a yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı dinde sabit kılar.”

Ve siz ey çalışan, değerli bir millet inşa etmiş, Ümmete saldırgan işgalcilere ve mürted tağutlara karşı bireysel vecibelerini ortaya koymuş ve de Şeriatı uygulamanın Tevhidin köşe sütunları olduğunu, onsuz tamamlanamayacağını öğretmiş alimler.

Allahu Teala buyurur ki: “Hayır. Rabb’ine yemin olsun, onlar aralarında çıkan meselelerde seni hakem tayin etmedikleri, senin verdiğin hüküm konusunda içlerinde bir sıkıntı duymayacak derecede tam bir teslimiyetle teslim olmadıkları sürece iman etmiş sayılamazlar.”

Onlar, vahdet olmanın gerekliliğini, Müslümanın Müslümanın kardeşi olduğunu, Müslümanların evlerinin aynı köyün evleri olduğunu, Müslümanın canının ve malının Müslümana haram olduğunu, cihadımızın amacının Allahu Tealanın ‘onların işleri aralarında şura iledir’ buyruğu gibi Şuraya dayanan raşid hilafeti kurmak olduğunu gösterdiler.

İşte sizler zikir ehlinin önde gelenlerisiniz, bize karşı birleşmiş olan düşmana karşı koymak için bir araya gelmiş Ümmetin tüccarlarının, ahalisinin liderlersiniz.

En büyük mücrimlerin şeriatlarına, ne hain ve hırsızların hükümetlerine ne Filistin’i satanlara ne de laik anayasa seçimlerine baş vurmak bize bir fayda sağlamayacaktır.

Bize karşı birleşmiş düşmana karşı vahdet olmuş bir Ümmet olarak savaşmaktan başka yol yok. Allahu Teala buyurur ki: “Onların sizinle topyekun savaştığı gibi siz de Müşriklerle topyekun savaşın.”

Müslüman Ümmetimiz! Dilenciler, Amerikayla olan düşmanlık meselesini Filistinin laik devletinin başkentinin doğu Kudüs olması davası gibi göstermeyi deneyeceklerdir; bu, olayın saptırılması, bozulmasıdır.

Kudüs, doğusuyla da batısıyla da bizimdir. Hayfa, Aka, Yafa ve Filistin’in tamamı bizimdir. Grozni, Manila, Endülüs, tüm bunlar Müslümanların gasp edilmiş diyarlarıdır. Ve biz bunlardan Allah’ın yardım ve inayetiyle vaz geçmeyeceğiz.

Kabil’i savunduğumuz gibi Şam’ı da savunmak için savaşırız; Kabil’i Grozni’yi savunduğumuz gibi savunuruz. Grozni’yi Kaşgar’ı koruduğumuz gibi koruruz. Ve Müslümanların geri kalan bölgelerini de. O halde haydi buraları fasid mürtetlerden ve işgalcilerden özgürleştirelim.

Binaenaleyh Ümmetimize olan mesajımız çok öz: Yılanın başı ve asrın Hubeli olan Amerika’ya karşı cihada kalkın. Bu dünya hayatının izzeti ve ahiret zaferi için cihada kalkın; göklerle yer kadar olan Cennete uzanın.

Dualarımızın sonu, alemlerin Rabbi Allah’a hamd etmektir. Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına da selatu selam olsun. Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.”

 

Doğu Türkistan Bülteni / HABER AJANSI

 

Bu Haberler de var

Taliban-Türkistan İslam Partisi Ortak Operasyonu, Milli Orduyu Sarstı

Cihat yanlısı Uygur Türkleri tarafından kurulan Türkistan İslam Partisi, Afganistan İslam Emirliği Taliban Hareketiyle birlikte …

Hatay Valiliği İl Göç İdaresinde kaybedilen İzbuddin ve Zubayyir’den haber alınamıyor.

Hatay Göç İdaresindeki kripto FETÖ’cüler, Doğu Türkistan Hoten doğumlu  iki Uygur Türkünü sahte Tacikistan belgeleriyle …

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com